(TBMM) - İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Genel Kurul görüşmeleri sırasında, "Yarın Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız? Siz de aynı şekilde İbrahim Anlaşması'na imza mı atacaksınız" diye sordu. Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ise, "ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez.
Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Hristiyan'ıyla, Alevi'siyle bunu en iyi Afrika ve Orta Doğu'nun ve Asya'nın halkları bilir" ifadelerini kullandı.Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı'nın 7 Ağustos 2026'da imzaladığı "Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması"na dair kanun teklifinin ilk maddesi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Celal Adan'ın teklifin tamamı ve milletvekilleri adına söz isteyenlerin taleplerini karşılamasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
"VALLAHİ DE BİLLAHİ DE FİLİSTİN'E HİÇ YARDIM
ETMEDİNİZ"Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, hükümete İsrail'in en büyük tehdit olarak görülüp görülmediğini sordu. Özdağ, konuşmasına şöyle devam etti: "Siz İsrail'i en büyük tehlike olarak görüyorsunuz. Öyleyse İsrail Gazze'ye saldırırken, Lübnan'a saldırırken, Golan Tepeleri'ni işgal edip sizin iktidarınız döneminde buraları ilhak ederken ne yaptınız?
Ses çıkarmadınız, çıkarıyormuş gibi davrandınız. Biz burada size yüksek sesle, 'Gelin, kamuoyunu ayağa kaldıralım' diye seslendik. Kamuoyu ayağa kalkmak ve 'Filistin'in yanındayız, Gazze'nin yanındayız' demek istediğinde onları susturdunuz; kimi zaman gözaltına aldınız, kimi zaman tutukladınız, gösteri yapmalarına izin vermediniz.
Bunu kim yaptı? Siz yaptınız. Kiminle birlikte?
Sayın Cumhurbaşkanının oğluyla birlikte.Avrupa'da halklar gösteriler düzenledi ve hükümetlerine çağrıda bulundu. 'Neden oraya yardım etmiyorsunuz? İsrail'e niçin ambargo uygulamıyorsunuz' dediler.
Siz neden miting yaptınız, niçin miting yaptınız? Madem bu konuda bu kadar güçlüydünüz, neden onları susturamadınız? Susturamazsınız!
Neden? Çünkü sizin teknolojiniz ve bilgi toplumu olma niteliğiniz burada zayıf. Peki, bunlarla mücadele etmek için az önce ne söylediniz?
'Hep beraber olalım' dediniz, değil mi? Hep beraber oluyor musunuz? Nerede hep birlikte hareket ediyorsunuz?
Hiçbir yerde birlikte değilsiniz. Varsa yoksa tek parti, varsa yoksa kendi partiniz ve kendi yandaşlarınız. Burada bir arkadaşımız, 'Siz ticaret yapıyorsunuz' dedi.
Siz, 'Yapmıyoruz' dediniz. Ardından, 'Yapıyoruz' dediniz. 'Nereye yapıyorsunuz?' diye sorulduğunda, 'Filistin'e yapıyoruz' cevabını verdiniz.
'Nereye yapıyorsunuz?' denilince de, 'Filistin'in limanları yok, İsrail limanları üzerinden Filistin'e yardım gönderiyoruz' dediniz, değil mi? Hayır, öyle değildi; vallahi de billahi de Filistin'e hiç yardım etmediniz, Gazze'ye hiç yardım ulaştırmadınız ama yardım etmeyerek İsrail'e destek oldunuz."Anlaşma'nın Husilere karşı hazırlandığını, Husilerin İsrail'e karşı durduğunu ve Filistin'in yanında yer aldığını savunan Özdağ, "Husiler Filistin'in yanındadır; sizin olamadığınızdan çok daha fazla Filistin'in yanındadır" dedi.
"TÜRKİYE'DE GERÇEK BİR DEMOKRASİ İNŞA
EDEMEDİK"Özdağ, Siyasi Partiler Kanunu'nun "çok kötü bir kanun" olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, lider sultasının bulunduğu bir ülke ve o lider sultaları ne söylerse hep birlikte onu yapıyoruz. Bizim de kusurumuz var; Türkiye'de muhalefet ve iktidar olarak hep beraber gerçek bir demokrasi kuramadık.
Siz hukuk devleti değilsiniz, demokratik bir devlet de değilsiniz. Aynı zamanda gelir dağılımında adaleti sağlamış bir ekonominiz de yok; dış politikada ise zaten savrulan bir yapınız bulunuyor. Sonra çıkıp, 'Özgürlüğümüzü ve bağımsızlığımızı sağlayacağız' diyeceksiniz.
Evet, Bedir Anlaşması'nı, Endonezya, Katar ve Pakistan'la birlikte yaptığınız gibi, doğru, böyle bir anlaşmayı burada da yapın. Ancak savunma anlaşması yerine teknoloji anlaşması yapın, bilgi anlaşması imzalayın; bunları yaparsanız size 'Eyvallah' derim.ABD politikalarını eleştiren Özdağ, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın ulus devletlerle ilgili geçmişte yaptığı açıklamaları da gündeme taşıdı.
Özdağ şöyle konuştu: "Buna cevap verebildiniz mi? Şimdi çıkmış, 'Türkiye'nin güvenliği ve özgürlüğü için Pakistan'la anlaşma yapıyoruz' diyorsunuz." Pakistan'ın kendisine bile faydası yok, elinde bir nükleer silah bulunuyor.Suudi Arabistan'ın sorunu nedir? Suudi Arabistan'ın sorunu Husilerdir.
Suudi Arabistan'ın petrodolarlarını Husilere karşı kullanmak istiyorlar; hem Pakistan'a hem de Türkiye'ye karşı kullanmak istiyorlar. Biz taşeron muyuz? Biz bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz; o halde bağımsızlığımıza uygun davranalım.
Türkiye'yi demokratik bir ülke ve hukuk devleti haline getirin, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayın, gelir dağılımında adaleti kurun, şeffaf bir Türkiye oluşturun, Sayıştay'ın bulunduğu, iç denetimlerin yapıldığı ve yargının bağımsız olduğu bir Türkiye inşa edin. O zaman ne Pakistan'a, ne Suudi Arabistan'a ne de ABD'ye ihtiyaç duyarsınız.
Bu 86 milyon insan ülkeyi zenginleştirir, bilgi ve teknoloji toplumu haline getirir."Özdağ, anlaşmaya ret oyu verdiklerini belirterek, "Çünkü Türkiye'nin geleceğini düşünüyoruz. Sizi Tanrı'ya, millete ve Allah'a havale ediyorum" dedi.
"ALLAH SİZDEN DE BUNUN HESABINI SORACAK"İYİ
Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2010 yılında yaptığı bir konuşmada Suudi Arabistan'a ilişkin, "On binlerce insanı Yemen'de öldürmediniz mi siz? Ey Suudi Arabistan bunun hesabını ver" dediğini hatırlattı. Çömez, şu değerlendirmeyi yaptı: "Şimdi AK Partili milletvekillerine soruyorum.
'Ey Suudi Arabistan bunun hesabını ver' derken, Yemenli Müslümanları katledecek Suudi Arabistan saldırılarının nasıl yanında olacaksınız? Bunu söyleyen sizsiniz. Aynı söz ve anlayışla Sayın Çavuşoğlu da Suudi Arabistan'a, 'Hayır, Yemen'i mahvettiniz.
Bombardıman yaptınız, kuşatma uyguladınız, binlerce insanı öldürdünüz. Allah bunun hesabını sizden soracak' diyor. Allah bunun hesabını sizden de soracak.
Suudi Arabistan'la birlikte hareket eder, Yemenlileri ve oradaki Müslümanları katlederseniz Allah sizden de bunun hesabını soracak.Hani Müslümanlar bir araya gelmişti? Hani birleşmiştiniz? Trump'ın övgülerine muhatap olmak için mi bütün bunları yaptınız?
Ayrıca Trump'a, 'Böyle bir yardım için Türkiye'den talepte bulunursanız, Suudi Arabistan'ın yanında yer alıp Yemen'e saldırması için Türkiye'den destek isterseniz Türkiye ne yapar' diye sordular. Trump da, 'Erdoğan benim dostumdur, beni kırmaz, askerlerini gönderir' dedi. İfadesi burada.
'Askerlerini bizim askerlerimizin yanına gönderir' dedi. Bütün bunlara baktığımızda bunun bir Sünni hattı, bir Sünni paktı olduğunu görüyoruz. Bunun arkasında İsrail, Amerika var ve İran karşısında Amerika'nın başarısız olmasının ardından ortaya konan yeni bir plan söz konusu."
"YEMEN ÇÖLLERİNE Mİ GÖNDERECEKSİNİZ ANADOLU
ASLANLARINI"Suudi Arabistan'ın İsrail'le normalleşme arayışında olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin de İsrail'le İbrahim Anlaşmaları imzaladığını belirten Çömez, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yarın Suudi Arabistan İsrail'le İbrahim Antlaşması'nı imzalarsa ne yapacaksınız? Siz de aynı şekilde İbrahim Anlaşması'na imza mı atacaksınız?
İsrail'in Orta Doğu güvenliği adına Suudlarla birlikte mi hareket edeceksiniz? Cevap yok; belli ki bunu hesaba katmamışsınız. Yine İran ile Suudi Arabistan arasında bir çatışma yaşanırsa, bu paktın gereği olarak komşumuz İran'la biz de savaşmak zorunda kalacağız.
Bunu istiyor musunuz? Buna ihtiyaç var mı? Dört asırdır savaşmadığımız komşu ülkeyle Araplar için savaşa mı gireceksiniz?
Suudi Arabistan Husilerle çatışırsa ne olacak? Anadolu aslanlarını Yemen çöllerine mi göndereceksiniz? Suudileri ve Arapları korumak için Yemen'e mi yollayacaksınız?Pakistan, Afganistan'la savaş halinde.
Yarın Pakistan, 'Afganistan'la savaşıyorum' der ve yardım isterse Türk askerlerini Pakistan'a da mı göndereceksiniz? Türkiye'de 600 bin kaçak Afgan bulunuyor; bunlar sizin açınızdan tehdit olmayacak mı? Belli ki bunların hiçbirini hesaplamamışsınız.
Ayrıca NATO'nun kapsamadığı hangi güvenlik boşluğunu bu pakt dolduracak? NATO'nun 5'inci maddesi son derece açık. Yıllardır NATO'ya yaptığımız harcamalar ve gösterdiğimiz fedakarlıklar ortada.
NATO'nun karşılamadığı ve sağlamadığı hangi güvenlik açığını bununla kapatacaksınız? Peki, bugüne kadar İsrail'e karşı neden böyle bir anlaşma veya pakt kurmadınız? Neden bunu yapmadınız? Yapmadınız, çünkü bu paktın arkasında hem İsrail hem de Amerika bulunuyor."
"SİYASİ SAİKLERİMİZLE DEĞERLENDİRMELER YAPARSAK EKSİK YAPMIŞ OLURUZ"CHP
İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, ABD'nin geçen ay Irak'taki son birliklerini bölgeden çektiğini anımsatarak anlaşmayı bu çerçevede ele aldıklarını söyledi. Salıcı, "AK Parti'nin 24 yıllık iktidarını bilen ve zikzaklarına güvenmeyen vatandaşlarımız doğal olarak şunu soruyor: Emperyalizmin oyununa mı geliyorsunuz?
ABD'nin jandarması olmayı mı kabul ediyoruz" dedi. AK Parti'nin hazırladığı bir anlaşmayı onaylama niyetinde olmadıklarını ifade eden Salıcı, "Ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını koruyacak bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımına da evet dememiz gerekiyor. ABD açıkça, 'Ben bölgeden çekiliyorum' diyor.
Bu bölge nasıl bir düzene kavuşacak? Bunu konuşmadan, yalnızca kendi siyasi saiklerimizle bazı değerlendirmeler yaparsak korkarım ki eksik değerlendirmiş oluruz" diye konuştu.
"GÜVENLİĞİN DIŞARIDAN SAĞLANABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİ
AŞILMALI"Salıcı, ABD'nin bölgeden ayrılmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirterek bu dönüşümün yeni bir bölgesel güvenlik mimarisini zorunlu hale getirdiğini söyledi. Salıcı şu ifadeleri kullandı: "Bölgedeki bütün güvenlik sorunlarının Amerika tarafından çözüleceği varsayımı artık dünya genelinde daha fazla sorgulanıyor.
Dolayısıyla önümüzdeki soru şu: Orta Doğu'nun güvenliğini kim sağlayacak? Pekin mi, Washington mu, Moskova mı; yoksa bu coğrafyada yaşayan halkların kendi devletleri, kurumları ve diplomatik mekanizmaları mı? Kim sağlayacak?2020 yılında CHP'nin bir kurultay gerçekleştirdiğini ve burada Orta Doğu barış ve iş birliği teşkilatına ilişkin bölümün, yani OBİT adıyla böyle bir teşkilat kurulmasının kurultay kararıyla kabul edildiğini hatırlayalım.
OBİT'te kimler vardı? İran, Irak, Suriye ve Türkiye vardı. Neden?
Emperyal güçleri burada yaptıkları faaliyetlerden uzaklaştırmak ve bölge ülkelerinin kendi meselelerini kendilerinin görüşebilmesini sağlamak için. Hayata geçti mi? Hayır, gerçekleşmedi; çünkü AK Parti iktidarının böyle bir girişimde bulunma niyeti yoktu.
Ancak bugün başka bir iş yapılıyor. Bunu günlük değerlendirmelerden, günlük rutinden ve günlük hassasiyetlerden biraz uzaklaşarak ele almak yararlı olacaktır.Bu kadim coğrafyada güvenliğin dışarıdan sağlanabileceği düşüncesi artık aşılmalıdır. Emperyalizmin ve yayılmacılığın hiçbir biçimi bölgemizde sağlıklı sonuç vermemiştir, bundan sonra da vermeyecektir.
Bu konuda yanılgıya düşmemek gerekir. Amacımız, dış güçlerin yerini bölgesel hegemonların ve yıkıcı güç rekabetlerinin alması değildir. Tek hedefimiz, ortak coğrafyayı paylaşan komşuların barış ve saldırmazlık anlayışıyla birlikte yaşayabilmesini sağlamaktır.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da biz bu çerçevede değerlendiriyoruz." "HALA S-400
KRİZİ ÇÖZÜLMEDİ"DEM
Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, toplumun Suudi Arabistan, Pakistan, ABD veya başka bir bölge gücüyle savaşlara dahil olan değil, savaşları durduracak barış mekanizmalarına öncülük eden bir ülke ve devlet istediğini söyledi. Oluç, "AK Parti iktidarı da toplumsal bu talebe uygun hareket etmek zorundadır fakat bu anlaşma böyle bir anlaşma değildir" değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay'ın konuşmasında küresel krizlere değindiğini belirten Oluç, "Sayın Oktay, size yalnızca bir örneği hatırlatacağım; o da S-400 krizidir. NATO üyesi bir ülke, Rusya'nın füzelerini almak için harekete geçti. Çoklu politika, çoklu seçenek olarak nitelendirdiğiniz bu politika sonunda duvara çarptı ve S-400 krizi hâlâ çözülemedi.
Türkiye NATO üyesi olmayı sürdürdü ve yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğu açıkça hatırlatıldı. Bu yükümlülüklerden biri de S-400'lerin Türkiye'de konuşlandırılmamasıdır. Bu nedenle her seferinde çoklu seçeneği gündeme taşıyarak dış politika oluşturmaya çalışmak doğru değildir. S-400 krizini daha yeni yaşadık; başka örnekler de var" diye konuştu.
"TÜRKİYE HERHANGİ BİR VEKALET SAVAŞININ PARÇASI
OLMAMALI"Oluç, bu tür askeri anlaşmalara yalnızca savaş karşıtlığı nedeniyle itiraz etmediklerini vurgulayarak, "Aynı zamanda vekalet savaşlarının parçası olmayı da reddetmeliyiz. Özellikle Suriye'de başlayan iç savaşta ve yıllardır Orta Doğu'da süren, çok ağır sonuçlar doğuran ve Türkiye'yi de ciddi biçimde etkileyen vekalet savaşlarının ne kadar büyük sorunlar yarattığını hep birlikte yaşadık ve gördük.
Dolayısıyla Türkiye herhangi bir vekalet savaşının tarafı olmamalıdır; bunu reddediyoruz" dedi.
"TÜM BUNLARIN MEŞRU ZEMİNİ YOK"CHP
Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, anlaşmanın 7 Ağustos'ta imzalanmasına karşın Komisyon ve Genel Kurul'da görüşülmeden icra alanında adımlar atıldığına dikkat çekti. Çakırözer, şunları kaydetti: "Genel Sekreter atandı, bakanlar ve komutanlar İstanbul'da ve Riyad'da bir araya geldi. Hatta daha sonra Suudi Arabistan'a derhal askeri yardım kararı alındı; Hava Kuvvetlerimizin havadan yakıt ikmal uçakları ile havadan ihbar ve kontrol uçaklarımızın şimdiden Suudi Arabistan'da göreve başladığı söyleniyor.
Soruyoruz, hangi yetkiyle? Çünkü bunun hukuki zemini yoktur. Daha önce yapılan ikili anlaşmalar bu harekat görevlerini kapsamıyor; bu Anlaşma da mevcut haliyle böyle bir yetki vermiyor.
Tüm bunların meşru bir zemini bulunmamaktadır, kanuni değildir. Anayasa'ya göre anlaşmayı onaylayacak makam yüce Meclisimizdir. Millet iradesinin temsilcisi olan bu Meclis'i kimse yok sayamaz.Bunu daha önce, 1 Mart Tezkeresi'nde de yaptınız.
O gün AK Parti'nin çoğunluğu vardı fakat bu Meclis onurlu bir duruş sergileyerek Türkiye'yi Irak'ın işgaline ortak etmedi. Millet iradesinin ne anlama geldiğini hem size hem de bütün dünyaya gösterdi. Yüce Meclisimizin bugün aynı direnişi ve onurlu tavrı sergilemeyeceğini nereden biliyorsunuz?
Bu Meclis ve milletvekillerinin iradesi, sarayda alınmış kararların tescil makamı değildir."Ülkeye doğrudan sermaye girişini ve savunma sanayisinin iş birlikleriyle gelişmesini istemeyen kimsenin bulunmadığını belirten Çakırözer, "Ancak bunlar gerçekleşsin diye Yemen çöllerinde bir Mehmetçiğimizin dahi tırnağı zarar görecekse biz buna karşıyız.
Husiler şimdiden bu paktı ve üyelerini tehdit olarak görüyor. Somali'deki El Şebab terör örgütüyle ilişkiler de dikkate alındığında hem deniz ticaretimiz hem de o bölgede hâlihazırda bulunan askeri varlığımız açısından ciddi riskler ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda Türkiye, başka ülkelerin stratejik hesapları uğruna çatışmalara sürüklenmemelidir.
Her şeyi tartışabilir ve konuşabiliriz; ancak milli güvenliğimiz, stratejik özerkliğimiz, karar alma bağımsızlığımız ve Türk askeri personelinin güvenliği tartışmaya kapalıdır" ifadelerini kullandı.
"BİR TRUMP PLANININ GÖNÜLLÜ TAŞERONU
OLMAKTASINIZ"Çakırözer, Türkiye'nin güvenlik politikasının başkalarının planları ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulamayacağını vurgulayarak, "Bu ittifak, Trump'ın bölgemize ilişkin planlarının bir parçası ve sonucudur. Trump'ın bütün planları gibi bu plan da ne Türkiye'nin ne bölgemizin ne de İslam dünyasının güvenliğini koruyacaktır.
Daha önce Trump'ın İsrail'le birlikte kurduğu ve Filistin'i yok saydığı Gazze Barış Kurulu'na sorgusuz sualsiz dahil olduğunuz gibi, şimdi de yine bir Trump planının gönüllü taşeronu oluyorsunuz" dedi.
"İBRAHİM ANLAŞMALARINA PARALEL BİR ANLAŞMAYLA KARŞI
KARŞIYAYIZ"Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Orta Doğu'dan çekileceği belirtilen ABD emperyalizminin tek bir üssünü dahi kapatmadığını, Doğu Akdeniz ve Ege'de Yunanistan ve İsrail'le birlikte daha fazla üs kurmaya başladığını ve daha büyük bir hakimiyet tesis etmek için askeri üsler ile yığınaklar oluşturmaya yöneldiğini söyledi.
Bayhan, "Dolayısıyla böyle bir gerçek yok. Gerçek şu: Saldırganlık ve bu işin kirli işlerini, bir dönem İsrail için kullanılan 'pis işleri' Netanyahu'yla birlikte yürütmek için yeni bir denge arayışındalar. Saray rejimi ve AKP iktidarı da bu boşluğu doldurmaya yöneliyor" diye konuştu.Bayhan, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "İbrahim Anlaşmaları'na paralel yeni bir anlaşmayla karşı karşıyayız; bunun adı da Mekke İttifakı oldu.
Yani İbrahim Anlaşmaları'na ikna edilemeyen ve bu anlaşmaya giremeyen Türkiye, bu kez yine ABD emperyalizminin çizgisinde, Mekke Anlaşması'yla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan hizalanmaya başladı. Önümüze getirilen anlaşma da budur. Ne yazık ki bu ülkenin işçi ve emekçilerini ikna etmek için yürütülen yerli ve milli propaganda, temelde NATO da dahil olmak üzere Türkiye'nin bu coğrafyada ABD iş birlikçiliğinden başka bir seçeneği bulunmadığı iddiasına dayanıyor.
Yalnızca ABD emperyalizmiyle kurtuluş aranıyor; bu bölgede ABD emperyalizmiyle ve onun iş birlikçiliğiyle bir gelecek kurulmaya çalışılıyor.Böyle bir siyaset içinde, Türkiye işçi ve emekçilerinin böyle bir geleceği kabul etmesine asla razı değiliz. Bu nedenle başından beri bu anlaşmalara itiraz ediyor ve karşı çıkıyoruz.
ABD emperyalizmiyle kurulacak, onun iş birlikçiliğiyle sağlanacak bir savunma ve güvenlik olamaz. Dünya ekonomisinin iki büyük emperyalist gücünden biri diğerini düşman ilan ediyor; böyle bir dünyada huzur olur mu? Orta Doğu'da, bu sıcak coğrafyada ve çatışma alanlarında huzur mümkün mü?
Elbette mümkün değil. Bu ülkenin bütün işçilerine, emekçilerine ve gençlerine seslenmek istiyorum: ABD emperyalistlerinin ipiyle kuyuya inilmez. Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Hristiyan'ıyla, Alevi'siyle bunu en iyi Afrika, Orta Doğu ve Asya halkları bilir.
ABD emperyalizmine karşı mücadele etmek yerine onunla iş birliğini seçmenin sonucu halklar açısından her zaman hüsran olmuştur; yine öyle olacaktır. Bu nedenle dışarıdan yerli ve milli görünen, içeride Amerikancı olan bu paylaşım siyasetine ve savaş ittifakına prim vermeyelim. Burjuvalaşmış Suudi monarşisi için bu ülkenin gençlerinin ne kendi kanını ne de başka halkların gençlerinin kanını dökecek bir ittifaka ihtiyacı vardır.
ABD, Orta Doğu'dan, Afrika'dan ve Asya'dan sökülüp atılmadıkça sömürülen ve ezilen halklara huzur yoktur. Bölgede barış ve ülkede demokrasi için ittifaka hayır diyoruz."

